4 Aralık 2018

112. Green Book


1960'lı yıllarda, New York'ta yaşayan İtalyan asıllı bir bar fedaisi ünlü bir siyahi piyanistin şoförlüğünü üstleniyor ve ırkçılığın had safhada olduğu güney eyaletlerindeki turne boyunca ona eşlik ediyor. Filme adını veren “Green Book” ise zencilerin o eyaletlerde yolculuk ederken geri çevrilmeden ya da dayak yemeden konaklayabilecekleri ve yemek yiyebilecekleri yerleri listeleyen kitabın adı. Gerçek olaylardan esinlenen film, ele aldığı meseleler itibarıyla iki sene önceki Octavia Spencer'lı Hidden Figures'ü hatırlatıyor (ki Spencer burada da yapımcı olarak karşımıza çıkıyor). Bir kez daha, Amerika'da daha sadece 60'larda, yani bu kadar yakın bir geçmişte yaşanan ırkçılığın ve nefretin boyutu insanı şaşırtıyor.

2017'de Moonlight ile Oscar alan Mahershala Ali, yeteneğini göstermesine çok daha fazla imkan veren bir rolde parlıyor ve Oscar'a yine göz kırpıyor. Kendisini True Detective dizisinin Ocak ayında başlayacak yeni sezonunda başrolde izlemek için sabırsızlanıyoruz. Belli ki bir yandan bu film, bir yandan dizi derken 2019 Ali'nin senesi olacak. Bir zamanlar Yüzüklerin Efendisi'nin Aragorn'u olarak tanıyıp sevdiğimiz Viggo Mortensen ise epeyce kilo alarak hazırlandığı Tony Lip rolünde belki de kariyerinin en iyi performansını sergiliyor.

Bu arada bu güzel filmi İzmir'de sadece tek bir salonda ve üstelik o tek salonda da günde sadece iki seansta gösterime sokma vizyonsuzluğu kime aittir, film şirketine mi, sinema işletmecilerine mi, bilemiyorum. Birçok dalda Oscar'a aday olduğunda hatalarını anlayıp, yeniden gösterime sokacaklar, orası kesin de, o vakte kadar beklemek istemiyorsanız biraz emek harcamanız gerekecek. Ama kesinlikle değer. (25 Şubat'ta gelen EDIT: Green Book En İyi Film Oscar'ını aldı)

Benim Notum: 8 / 10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme