13 Kasım 2018

100. Bohemian Rhapsody

Arabasında hala Bohemian Rhapsody şarkısına kafa sallayan, elindeki sanal gitarı çalarken bağıra bağıra I Want To Break Free'nin tüm sözlerini baştan sona söyleyebilen büyük bir Queen hayranı olarak bu filmin mükemmel olmasını çok istedim. Bir senedir dönen fragmanlarını her izlediğimde heyecanlandım. Peki sonuç: Queen müzikleri ile iki saat geçirmek ne olursa olsun güzel deneyim. Ama Bohemian Rhapsody iyi bir film değil maalesef. Sanki birisi Queen'in wikipedia sayfasındaki bilgileri alıp, son derece basit bir giriş gelişme sonuç formatı uygulamış, arka plana da Queen'in Greatest Hits albümünü koymuş gibi. Filmin bir sahnesinde Freddie ve grup üyeleri bir plak yapımcısına müziklerinin nasıl basmakalıp ve geleneksel olmasını istemediklerini anlatıyorlar. Eh, Queen'in müziği asla öyle değildi ama onlar hakkında yapılan film ne yazık ki son derece klişe ve sıradan. Aslında yetenekli bir yönetmen diye bildiğimiz Bryan Singer (The Usual Suspects, X-Men) bir müzik yıldızının biyografi filmi reçetesindeki bütün kutucukları işaretlemiş. Gerçek hayattaki Freddie Mercury gibi sıradışı ve cesur olmak yerine, yüzeysel kalmayı ve güvenli sularda dolaşmayı tercih etmiş. Herkeslerin yerlere göklere sığdıramadığı Rami Malek'in performansını da ben fazla teatral, fazla ağdalı, fazla hırslı buldum. Yalnız filmin bir konuda hakkını vereyim, en sondaki Live Aid sekansı çok başarılı. Son 20 dakikaya gelene kadar 6 olan notum, 1985'teki Wembley konserini birebir yeniden canlandıran bu nefes kesici bölüm ile birlikte yarım puan arttı. Filmi izledikten sonra şuradaki gerçek Live Aid görüntülerine göz atanlar ne demek istediğimi daha iyi anlayacak.

Benim Notum: 6,5 / 10




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme