3 Mayıs 2018

37. Avengers: Infinity War

Infinity War'un temel problemi neredeyse otuza yakın süper kahramanı bir hikayeye doluşturup, her birinden anlamlı bir katkı elde etmeye çalışması. Düşünsenize basit bir matematik hesapla dahi filmin 150 dakikalık süresini kahraman adedine böldüğünüzde adam başına 5 dakika düşüyor. Gerçekten de bazı karakterler bir görünüp bir kayboluyorlar, daha fazla dakika almasını arzu ettiğiniz bazı karakterler hevesinizi kursağınızda bırakıyorlar. Örneğin ben iki ay önce izlediğimiz sağlam filmin verdiği motivasyonla Black Panther'ı perdede daha fazla görmek isterdim, ama lateksli kralımız neredeyse sadece "Wakanda forever!" diye bağırmak için kadroya dahil olmuş gibi. Bu aktör enflasyonu arasında Benicio Del Toro, Idris Elba, Peter Dinklage gibi kimi Oscarlı kimi Altın Küreli anlı şanlı isimler, sanki Los Angeles'da ekmek almaya çıkmışken filmin setine uğrayıp senaryodaki iki cümleyi okuyor, sonra "bye bye" deyip stüdyo çıkışında yüklü çeklerini tahsil ediyorlar.

Neyse ki, filmin yapımcıları karakter gelişimine hiç vakit ayırmayarak bu zaman handikapını kısmen aşmışlar. Aslında ekstra bir karakter geliştirme çalışmasına ihtiyaç da yok. Marvel'cılar 2008'deki Iron Man ile başlayarak, geçtiğimiz 10 yıla yayılan 18 film boyunca bu kahramanların "origin story"lerini itina ile bize aktardıkları için, perdedeki karakterleri liseden arkadaşlarımız kadar iyi tanıyoruz. Tony Stark'ın ukalalığını, Thor'un kibirini, Peter Parker'ın heyecanlı ergen hallerini çok iyi biliyoruz. Filmin en güçlü noktası da burada ortaya çıkıyor: Zaten aşina olduğumuz karakterler üzerinden üretilen harika esprilerle Infinity War çok eğlenceli bir iki buçuk saat geçirtiyor. Özellikle de bu macerada ilk kez karşılaşan bazı karakterlerin yarattığı "sen de kimsin" anları izlemelere değer. Zaman zaman üç ayrı mekanda paralel ilerleyen aksiyon sahneleri nefes kesiyor. Tam işler sarpa sardığında "yettim" diye çıkıp gelen tanıdık bir yüz sinemadaki koltuğumuzda hafifçe zıplamamıza neden olabiliyor (benim katıldığım ilk günkü seansta coşkularını epey sesli bir şekilde ifade edenler de mevcuttu).

Marvel sinematik evreninde yıllardır aksayan bir detay olagelen "kötü adam" konusu da Josh Brolin'in başarıyla canlandırdığı Thanos ile halledilmiş gibi görünüyor. Thanos sadece kötülük yapmış olmak için kötülük yapan bir 'villain' değil. Yaptığı kıyımların kendince bir gerekçesi var ve -her ne kadar hak vermesek de- en azından nerden gelip nereye gitmek istediğini anlayabiliyoruz. Adında Avengers kelimesi geçmemesine rağmen şimdiye kadarki en başarılı Avengers filmi olduğunu düşündüğüm Captain America: Civil War'u da çeken Anthony ve Joe Russo kardeşler yine aksiyon ve komediyi çok iyi harmanlayan bir maceraya imza atmışlar. Çok zor bir işin altından kalktıklarını teslim etmekle birlikte, kendi adıma bu kahramanları böyle "bütün kızlar toplandık" şeklinde değil de, kendi bireysel hikayelerinde izlemeyi daha çok tercih ettiğimi de bir son not olarak düşeyim.

Benim Notum: 7 / 10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme