21 Nisan 2019

49. Velvet Buzzsaw

Yönetmen: Dan Gilroy
Senaryo: Dan Gilroy
Oyuncular: Jake Gyllenhaal, Rene Russo, Zawe Ashton

Benim Notum: 6 / 10

FRAGMAN

NETFLIX Filmi

19 Nisan 2019

48. Glass


Yönetmen: M. Night Shyamalan
Senaryo: M. Night Shyamalan
Oyuncular: James McAvoy, Bruce Willis, Samuel L. Jackson

Benim Notum: 7 / 10

FRAGMAN

16 Nisan 2019

47. The Hate U Give


Amerika'da siyahilere uygulanan ırk ayrımcılığını konu alan filmler son bir sene içerisinde politik iklimin de etkisiyle epey arttı. Bunların arasında Blindspotting gibi başarılı yapımlar olduğu gibi, Sorry to Bother You gibi stilize olmayı fazla ön plana çıkarıp bence hedefi tam vuramayanlar da vardı. The Hate U Give birinci gruba dahil olmayı başarıyor. Angie Thomas'ın çok satan bir romanından uyarlanan hikaye, günümüz Amerikasında zencilerin yaşadıklarına bu kez bir liseli genç kızın gözünden bakıyor. Çocukluk arkadaşının bir polis memuru tarafından vurulmasına tanık olan Starr, çevresinden gelen baskılar neticesinde mahkemede şahitlik yapıp yapmama konusunda kararsız kalıyor. 

George Tillman Jr.'ın yönettiği film, konuya farklı perspektiflerden bakmasıyla benzer yapımlardan ayrılıyor. Örneğin, bir sahnede siyahi bir polis memuru durdurdukları bir aracın sürücüsü eğer zenciyse ona karşı neden daha tedbirli yaklaştıklarını anlatıyor. Hak vermeseniz de anlayabiliyorsunuz. Tillman film boyunca seyircide perdede izlediği karakterlere ve durumlara karşı bir empati duygusu yaratabilmeyi hedefliyor. İzleyicisini önyargılarla yüzleşmeye ve soru sormaya zorluyor. Ve bunu büyük ölçüde başarıyor. Starr rolünde, göründüğü her sahnede perdeyi dolduran Amandla Stenberg parlak bir kariyerin işaretlerini veriyor. Anne-babası rolünde Regina Hall ve Russell Hornsby güçlü kadroyu tamamlıyor. The Hate U Give, genç bir kızın yozlaşmış bir sisteme karşı kendi sesini bulmasını ve tüm baskılara rağmen düzene karşı gelme cesaretini gösterebilmesini anlatan etkileyici bir film.

Yönetmen : George Tillman Jr.
Senaryo     : Audrey Wells (Angie Thomas'ın romanından)
Oyuncular: Amandla Stenberg, Regina Hall, Russell Hornsby

Benim Notum: 7,5 / 10



14 Nisan 2019

46. Hellboy


Yönetmen: Neil Marshall
Senaryo: Andrew Cosby (Mike Mignola'nın çizgi romanından)
Oyuncular: David Harbour, Milla Jovovich, Ian McShane

Benim Notum: 5,5 / 10

FRAGMAN

12 Nisan 2019

45. Colette


Yönetmen: Wash Westmoreland
Senaryo: Richard Glatzer, Wash Westmoreland, Rebecca Lenkiewicz
Oyuncular: Keira Knightley, Fiona Shaw, Dominic West

Benim Notum: 6 / 10

FRAGMAN

10 Nisan 2019

44. Shirkers

Yönetmen: Sandi Tan
Senaryo: Sandi Tan
Oyuncular: Sandi Tan, Jasmine Kin Kia Ng, Philip Cheah

Benim Notum: 6,5 / 10

NETFLIX Filmi

FRAGMAN

9 Nisan 2019

43. Shazam!


Yönetmen: David F. Sandberg
Senaryo: Henry Gayden, Darren Lemke
Oyuncular: Zachary Levi, Mark Strong, Asher Angel

Benim Notum: 7 / 10

FRAGMAN

8 Nisan 2019

42. The Cloverfield Paradox

Yönetmen: Julius Onah
Senaryo: Oren Uziel, Doug Jung
Oyuncular: Gugu Mbatha-Raw, David Oyelowo, Daniel Brühl

Benim Notum: 6 / 10

NETFLIX Filmi

FRAGMAN

7 Nisan 2019

41. Instant Family


Yönetmen: Sean Anders
Senaryo: Sean Anders, John Morris
Oyuncular: Mark Wahlberg, Rose Byrne, Isabela Moner

Benim Notum: 7 / 10

FRAGMAN

4 Nisan 2019

40. Papillon


Yönetmen: Michael Noer
Senaryo: Aaron Guzikowski (Henri Charrière'in kitaplarından)
Oyuncular: Charlie Hunnam, Rami Malek, Tommy Flanagan

Benim Notum: 6 / 10

FRAGMAN

28 Mart 2019

39. Mirai


Yönetmen: Mamoru Hosoda
Senaryo    : Mamoru Hosoda

Animasyon

Benim Notum: 7 / 10

FRAGMAN

27 Mart 2019

38. Us


Yazıp yönettiği ilk filmi Get Out ile iki sene önce herkesi şaşırtan, o yıl en iyi film ve yönetmen dallarında Oscar'a aday olup, senaryo dalında da ödülü kapan Jordan Peele ikinci filmi ile karşımızda. Get Out'un başarısından sonra bu filme dair beklentilerin yüksek olması sürpriz değil. Neyse ki, Peele bu beklentileri boşa çıkarmıyor ve modern sinemanın en yaratıcı, en inovatif yönetmenleri arasındaki yerini sağlamlaştırıyor. 

Dört kişilik Wilson ailesinin tatil için gittikleri göl kenarındaki evde, bir gece kendilerine tıpatıp benzeyen başka bir aile karşılaşmaları ve bu klon ailenin hayatlarını cehenneme çevirmesini anlatan hikaye, Get Out'a göre daha korku ve gerilim yüklü. Ancak tıpkı Get Out'ta olduğu gibi, bol katmanlı ve farklı okumalara açık bir film Us. Sadece yüzeydeki korku hikayesi de yeterince tatmin edici, ama daha derine indiğinizde birçok sembol ve metafor barındıran bir senaryo var karşımızda.  Bu nedenle de belki ikinci kez izlendiğinde değeri daha iyi anlaşılacak bir yapım. Spoiler vermemek amacıyla, filmin farklı olası alt metinlerine hiç girmiyorum, ama sinemadan çıktıktan sonra üzerinde bir saat konuşulabilecek malzeme var filmde. Ve ben böyle filmleri seviyorum. 

Jordan Peele korku sinemasını çok iyi anlayan ve bir gerilimi yaratmak için sesleri ve müziği çok iyi kullanan bir yönetmen. Henüz ikinci filmi olmasına rağmen, sanki kırk yıldır bu işi yapıyormuşçasına kamerasına hakim. Bu parlak başlangıç yıllar öncesinin M. Night Shyamalan'ının hatırlatıyor (The Sixth Sense ve ardından Unbreakable). Umarım kariyerinin devamı ona benzemez.

Müzik demişken, yönetmenin Get Out'ta da birlikte çalıştığı Michael Abels'ın müzikleri sanki filmin ana aktörlerinden biri gibi. Luniz'in ta 1995'ten kalma "I Got 5 On It" parçası bu film ile birlikte sanki yeni bir hayat buluyor; artık o şarkıyı duyduğumuzda Us'ı hatırlamamamız imkansız, hafiften ürpererek elbette...  

Yönetmen : Jordan Peele
Senaryo     : Jordan Peele
Oyuncular: Lupita Nyong'o, Winston Duke, Elisabeth Moss

Benim Notum: 8 / 10

FRAGMAN

25 Mart 2019

37. RBG


Bu sene en iyi belgesel (ve ayrıca en iyi şarkı) dalında Oscar'a aday olan RBG, Amerikan Yüksek Mahkemesi'nin 85 yaşındaki en yaşlı ve şu andaki tek kadın üyesi yargıç Ruth Bader Ginsburg'ün hayatını anlatıyor. Julia Cohen ve Betsy West'in yönettiği film, Ginsburg’ün çocukluğunu, gençliğini, evliliğini ve uzun kariyerini perdeye aktarırken, onun günümüzde bir kültür ikonu haline gelişinin de izini sürüyor. Ruth Bader Ginsburg özellikle 70'li yıllarda henüz genç bir avukat iken takip ettiği ve kazandığı cinsiyet ayrımcılığı davalarıyla Amerika'da kadın haklarının şekillenmesinde en önemli paya sahip isimlerden biri. Belgeselde kullanılan arşiv görüntülerinin yanı sıra mahkemelerin gerçek ses kayıtları filmin etkileyiciliğini arttırıyor. Filmin geneli RBG'ye yazılmış bir hayran mektubu gibi olsa da, kaçınılmaz şekilde ilham verici bir gerçek hayat hikayesi.

Benim Notum: 7,5 / 10


24 Mart 2019

36. Museo

Yönetmen: Alonso Ruizpalacios
Senaryo: Manuel Alcalá, Alonso Ruizpalacios
Oyuncular: Gael García Bernal, Leonardo Ortizgris, Simon Russell Beale

Benim Notum: 6,5 / 10


FRAGMAN

23 Mart 2019

35. Teen Titans Go! To the Movies


Cartoon Network'teki "Teen Titans Go" animasyon dizisinin sinema versiyonu. Daha çok küçüklere yönelik bir film olacak diye korkarken, sürpriz bir şekilde çok eğlendim. Son zamanlarda her tarafımızı saran süper kahraman evrenleri ile ilgili zekice espriler havada uçuşuyor. Yer yer çok leziz göndermeler var, ama bunlar sırf gönderme olsun diye yazılmamış, konu ile bağlantılı ve gerçekten komik. DC Comics'in kendisiyle dalga geçebilmesi de ayrıca takdire şayan. Film boyunca birkaç kez sesli bir şekilde güldüm. Özellikle Superman ile Batman'in kavgaya tutuştuğu sahne müthiş.

Yönetmenler: Aaron Horvath, Peter Rida Michail
Senaryo: Michael Jelenic, Aaron Horvath 
Seslendirenler: Greg Cipes, Scott Menville, Khary Payton

Benim Notum: 7,5 / 10



20 Mart 2019

34. The Night Comes for Us


Yönetmen: Timo Tjahjanto
Senaryo: Timo Tjahjanto
Oyuncular: Iko Uwais, Julie Estelle, Joe Taslim

Benim Notum: 6,5 / 10

FRAGMAN

19 Mart 2019

33. Support the Girls


Regina Hall'un başrolünde oynadığı Support the Girls, otoyol kenarındaki bir barda işletme müdürlüğü yapan Lisa'nın bir gününü anlatıyor. Çalıştığı yeri seven ve ekibindeki garson kızları her koşulda koruyup kollamaya çalışan Lisa'nın iyimserliği, o bir gün boyunca ortaya çıkan çeşitli aksaklıklar neticesinde test ediliyor. Fragmanında ve posterinde komedi ifadesi geçse de, bu daha çok geçen sene izlediğimiz The Florida Project ya da iki sene önceki American Honey tarzında, günümüz Amerikasında parasızlıkla boğuşan ve her an işsiz kalma tehdidi ile yaşayan genç çalışan nüfusun, özellikle de çalışan kadının hayatına gerçekçi bir bakış. İş hayatında herhangi bir ekibin yönetimini üstlenmiş herkes filmden kendine bazı mesajlar çıkarabilir, her ne kadar burada anlatılan iş ortamı çok çok farklı olsa da... Yirmi yıldır birçok filmde görünmesine rağmen, hep yan rollerde harcanıp giden Regina Hall, sonunda kaptığı bu başrolde pırıl pırıl parlıyor ve anlatılan hikayenin etkileyici olmasında en önemli unsur haline geliyor.    

Yönetmen : Andrew Bujalski
Senaryo     : Andrew Bujalski
Oyuncular: Regina Hall, Haley Lu Richardson, Shayna McHayle

Benim Notum: 7,5 / 10


13 Mart 2019

32. Border

Yönetmen: Ali Abbasi
Senaryo: Ali Abbasi, Isabella Eklöf (John Ajvide Lindqvist'in hikayesinden)
Oyuncular: Eva Melander, Eero Milonoff, Jörgen Thorsson

En İyi Makyaj dalında Oscar adayı
Benim Notum: 7 / 10

FRAGMAN


11 Mart 2019

30. Mary Poppins Returns

Yönetmen: Rob Marshall
Senaryo: David Magee (P.L. Travers'ın hikayelerinden)
Oyuncular: Emily Blunt, Lin-Manuel Miranda, Ben Whishaw

Benim Notum: 6 / 10

FRAGMAN



10 Mart 2019

29. Free Solo


İki hafta önce yılın en iyi belgesel filmi Oscar'ını alan Free Solo, dağcı Alex Honnold'un hikayesini odağına alıyor. "Free Solo" herhangi bir halat ya da güvenlik teçhizatı olmadan yapılan kaya tırmanışları için kullanılan bir terim. Jimmy Chin ve Elizabeth Chai Vasarhelyi'nin çektikleri film Alex'in 3 Haziran 2017 tarihinde Amerika'daki Yosemite milli parkında bulunan 900 metre yüksekliğindeki El Capitain duvarına yaptığı akıl almaz tırmanışı ve tırmanış öncesindeki hazırlık sürecini anlatıyor. Filmi izlerken birkaç kez kendimi kanepenin köşesinde sırtım dikilmiş ve ağzım açık kalmış bir vaziyette buldum. En yaman gerilim filminden daha fazla gerilim içeren, avuçlarınızın içini terletecek bir yapım.

Free Solo şu sıralar National Geographic Türkiye kanalında izlenebilir. Hemen hemen her gün gösteriliyor, hatta günde iki kere...

Benim Notum: 7,5 / 10 

9 Mart 2019

28. Captain Marvel

Yönetmen: Anna Boden, Ryan Fleck
Senaryo: Anna Boden, Ryan Fleck, Geneva Robertson-Dworet
Oyuncular: Brie Larson, Samuel L. Jackson, Ben Mendelsohn

Benim Notum: 7 / 10

FRAGMAN

27 Şubat 2019

27. Boy Erased

Yönetmen: Joel Edgerton
Senaryo: Joel Edgerton (Garrard Conley'in anı kitabından)
Oyuncular: Lucas Hedges, Nicole Kidman, Joel Edgerton

Benim Notum: 7 / 10

FRAGMAN


26 Şubat 2019

26. 22 July


22 Temmuz 2011'de gerçekleşen ve Norveç tarihinin en kanlı terör saldırısı olarak kayıtlara geçen Utoya adası gençlik kampı baskınının gerçek öyküsü. Bu tür yarı-belgesel tarzda hikayeleri anlatmada usta olan yönetmen Paul Greengrass'ın (Captain Phillips, United 93) çektiği film, olay günündeki trajedinin yanısıra, sonrasındaki mahkeme sürecini ve kurtulanların duygusal yolculuğunu da etkili bir şekilde aktarıyor. Norveçli oyuncuların Norveç'te geçen bir hikayeyi İngilizce olarak oynamaları biraz dikkat dağıtıcı olsa da, iyi bir film. Netflix'te izleyebilirsiniz.

Yönetmen : Paul Greengrass
Senaryo     : Paul Greengrass (Åsne Seierstad'ın kitabından)
Oyuncular: Anders Danielsen Lie, Jonas Strand Gravli, Jon Øigarden

Benim Notum: 7,5 / 10

FRAGMAN 

25 Şubat 2019

25. Everybody Knows



Yönetmenin en iyi işlerinden biri olmasa da, sonuçta bir Asghar Farhadi filmi..

Yönetmen : Asghar Farhadi
Senaryo     : Asghar Farhadi
Oyuncular: Penélope Cruz, Javier Bardem, Ricardo Darín

Benim Notum: 7,5 / 10

20 Şubat 2019

24. At Eternity's Gate

Yönetmen: Julian Schnabel
Senaryo: Jean-Claude Carrière, Julian Schnabel, Louise Kugelberg
Oyuncular: Willem Dafoe, Rupert Friend, Oscar Isaac

Benim Notum: 7 / 10

FRAGMAN

19 Şubat 2019

23. If Beale Street Could Talk


Tesadüf, bir gece önce Amerikan yargı sisteminin nasıl bozuk işlediğini ve Amerikan hapishanelerinin nasıl haksız yere tutuklanmış siyahi gençlerle doldurulduğunu anlatan 13th adlı bir belgesel izlemiştim. Barry Jenkins'in Oscar ödüllü Moonlight'tan sonra çektiği filmi If Beale Street Could Talk, o belgeselde anlatılanların drama hali gibi. James Baldwin'in romanından uyarlanan senaryo, özünde Harlem'de yaşayan 19 yaşındaki Tish ile 22 yaşındaki Fonny arasındaki aşkı anlatıyor. Evlenmeyi düşündükleri sırada Fonny'nin işlemediği bir suçtan hapse girmesi ve Tish'in hamile olduğunu öğrenmesi hem onların hem de ailelerinin hayatlarını alt üst ediyor.

Barry Jenkins filmin merkezindeki Tish ve Fonny arasındaki sevgi dolu romantizmi anlattığı sahnelerde çok başarılı. Özellikle yakın çekim portrelerdeki ustalık filmi daha kişisel bir derinliğe taşıyor. Nicholas Britell'in filmi bir tül gibi örten harika müziği de bu duygusal anların etkisini arttırıyor. Ancak zenci hakları üzerine vaazlar vermeye başladığı sahnelerde film tempo kaybediyor. Aynı noktaları tekrar tekrar yineleme eğilimi, aslında iyi hazırlanmış ve çok iyi oynanmış bir hikayeye zarar veriyor. Yine de toplamına baktığımda, iki genç yüreğin birbirine duyduğu aşkın özünü, en temel ve insani haliyle anlatmayı beceren Barry Jenkins'in filmini sevdim. Moonlight'tan da daha çok beğendim.

Yönetmen : Barry Jenkins
Senaryo    : Barry Jenkins (James Baldwin'in romanından)
Oyuncular: KiKi Layne, Stephan James, Regina King  

Benim Notum: 7,5 / 10

18 Şubat 2019

22. Mid90s

Yönetmen: Jonah Hill
Senaryo   : Jonah Hill
Oyuncular: Sunny Suljic, Katherine Waterston,
                     Lucas Hedges

Benim Notum: 5,5 / 10

FRAGMAN


17 Şubat 2019

21. Hold the Dark

Yönetmen: Jeremy Saulnier
Senaryo: Macon Blair (William Giraldi'nin romanından)
Oyuncular: Jeffrey Wright, Alexander Skarsgård, James Badge Dale

Benim Notum: 7 / 10

FRAGMAN

14 Şubat 2019

20. The Old Man & the Gun

Yönetmen: David Lowery
Senaryo: David Lowery (David Grann'in makalesinden)
Oyuncular: Robert Redford, Casey Affleck, Sissy Spacek

Benim Notum: 6 / 10

FRAGMAN

13 Şubat 2019

19. The Sisters Brothers

Yönetmen: Jacques Audiard
Senaryo: Jacques Audiard, Thomas Bidegain (Patrick DeWitt'in romanından)
Oyuncular: John C. Reilly, Joaquin Phoenix, Jake Gyllenhaal

Benim Notum: 6 / 10

FRAGMAN

12 Şubat 2019

18. Beautiful Boy

Yönetmen: Felix van Groeningen
Senaryo: Luke Davies, Felix van Groeningen (David Sheff'in kitabından)
Oyuncular: Steve Carell, Timothée Chalamet, Maura Tierney

Benim Notum: 7 / 10

FRAGMAN

11 Şubat 2019

17. Vice

Yönetmen: Adam McKay
Senaryo: Adam McKay
Oyuncular: Christian Bale, Amy Adams, Steve Carell

Benim Notum: 6,5 / 10

FRAGMAN

10 Şubat 2019

16. The Favourite


Bu sene tam 10 dalda Oscar'a aday olan The Favourite, 1702'den 1714'e kadar Büyük Britanya'yı yöneten Kraliçe Anne dönemini anlatıyor. Gerçi buna tam olarak yönetme denemez, çünkü ülke ile ilgili tüm kararları "çok yakın" arkadaşı Marlborough Düşesi Sarah'nın etkisi altında aldığını herkes biliyor. Bir gün saraya çıkıp gelen ve düşesin kuzeni olduğunu iddia eden Abigail adlı bir hizmetçi, çeşitli entrikalarla Sarah'nın yıldızını söndürmeye ve kraliçenin gözdesi olmaya başlıyor. Sarah ve Abigail arasında kraliçenin onayını ve gönlünü kazanmak için hamleler ve karşı hamleler sürerken, arka planda da parlamentodaki kirli bir güç savaşı ülkenin geleceğini belirliyor.

Yorgos Lanthimos benim çok meraklısı olduğum yönetmenlerden değildi. Herkeslerin ayılıp bayıldığı The Lobster (2015) ve The Killing of a Sacred Deer'ı (2017) ben içine girilmesi zor bulmuştum. The Favourite Yunan yönetmenin şimdiye kadarki en "erişilebilir" filmi olmuş. Senaryoyu ilk defa kendisinin yazmaması bunda etkili olmuş olabilir. The Favourite özünde bir kostümlü dönem filmi olsa da, Lanthimos kostümlü dönem filmlerinde alışageldiğimiz tüm kalıpları pencereden dışarı atıp, son derece modern bir tarz yerleştirmeyi başarıyor. Tuhaf kamera açıları ve karakterlerin mekanın içinde sıkışıp kalmışlığını vurgulayan balıkgözü lensler filmin farklı sinematografisini tamamlıyor. Yaylıların ön planda olduğu baskın bir müzik eşliğinde mum alevinde çekilmiş görüntüler filmdeki rüya havasını (ya da kabus diyelim) arttıran faktörler olarak zihnimize çakılıyor. Şüphesiz filmin en büyük gücü senaryonun merkezindeki üç kadın arasındaki dinamikler. Hepsi de Oscar'a aday olmuş Olivia Colman, Rachel Weisz ve Emma Stone üçlüsünün her biri ayrı ayrı çok iyi performanslar sergilemiş. Ama ben en çok Sarah rolündeki Rachel Weisz'ı beğendim. 

Yorgos Lanthimos'un sonunda benden de yüksek puan almayı başardığı filmi The Favourite, 18. yüzyıl kraliyet dekorunda geçen lezzetli bir güç, ihanet ve intikam masalı.

Yönetmen : Yorgos Lanthimos
Senaryo     : Deborah Davis, Tony McNamara
Oyuncular: Olivia Colman, Emma Stone, Rachel Weisz

Benim Notum: 8 / 10








5 Şubat 2019

13. Can You Ever Forgive Me


Marielle Heller'ın yönettiği film, Lee Israel adlı Amerikalı bir kadın yazarın gerçek hikayesini anlatıyor. 1970’ler ve 80’lerde ünlü yıldızların kısa biyografilerini yazarak geçimini sürdüren Lee (Melissa McCarthy) zamanla popülerliğini yitiriyor ve yayıncı bulmakta zorlanıyor. Parasız kalıp kirasını bile ödeyemeyecek hale gelen kadın, bu zor durumdan çıkış yolunu hayatını kaybetmiş meşhur yazarların mektuplarını taklit etmekte buluyor. Bu sahte mektupları satarken de, bir barda tanıştığı gösterişli ve fakat çulsuz eşcinsel arkadaşı Jack (Richard E. Grant) ona suç ortaklığı yapıyor. 

Daha çok komedi filmlerindeki tek tip rolleri ile tanıdığımız Melissa McCarthy burada gerçek yeteneğini gösterme fırsatı bulmuş. Bu performansı ile en iyi kadın oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilen McCarthy filmin şüphesiz en büyük kozu. Lee Israel'i canlandırırken onun hem kırılganlığını hem de insanlarla normal bir sosyal ilişki kurmadaki beceriksizliğini çok iyi işlemiş. Onun bu derinlikli kompozisyonu, kağıt üzerinde gayet sevimsiz görünen ve resmen suç işleyen bir karaktere sempati duymamızı sağlıyor. Elbette, Can You Ever Forgive Me aslında iki karakterli bir hikaye. Filmin %50'den fazlası Lee ile Jack arasındaki diyaloglardan oluşuyor. İngiliz karakter oyuncusu Richard E. Grant, aşırı dışa dönük ve uçarı Jack rolünde bu uyumsuz ikilinin diğer yarısını  başarıyla canlandırıyor. Özellikle finaldeki 5-6 dakikalık dokunaklı performansı, onun da Oscar'a aday olmasını haklı çıkartıyor. Alçakgönüllü ama iyi bir film.

Benim Notum: 7,5 / 10 


1 Şubat 2019

10. The Wife


2018 ödül sezonuna girildiğinde, en iyi kadın oyuncu heykelciğini The Favourite ile Olivia Colman mı yoksa A Star Is Born ile Lady Gaga mı alacak derken, Altın Küre'yi gerilerden gelerek Glenn Close kapıvermişti. Birkaç gün önce dağıtılan Oyuncular Birliği (Screen Actors Guild) ödüllerinde de taçlandırılınca, daha önce tam 6 kez aday olup hiç Oscar alamayan Close, artık bu senenin en güçlü Oscar favorisi haline geliverdi. The Wife'ı izleyene kadar "acaba 71 yaşına gelen aktrise bir vefa borcu mu söz konusu" diyordum, ama hayır, Glenn Close bu ödülleri sonuna kadar hak ediyor.

İsveçli yönetmen Björn Runge'nin çektiği film, iki güçlü performansın desteklediği ilgi çekici bir hikaye anlatıyor. Sanki gerçek gibi görünen ama kurgu bir öyküde, 1992 yılı Nobel Edebiyat ödülünü kazanan yazar Joe Castleman, eşi Joan ile birlikte ödülü almak üzere Stockholm'e gidiyor. Seyahat esnasında "fedakar sadık eş" Joan kocası ile ilgili bazı yaşam tercihlerini sorgulamak zorunda kalıyor. Film boyunca yapılan geri dönüşlerle bir yandan Joe ve Joan'ın ilişkilerinin yapıtaşları ortaya çıkarılırken, geçmişlerindeki önemli bir sırrın ipuçları da kenara köşeye bırakılıyor.

Glenn Close sadece bakışlarıyla çok şey anlatabilen oyunculardan. The Wife'da belki de kariyerinin en iyi performanslarından birini vermiş. Ama ben kocayı oynayan Jonathan Pryce'ı da çok başarılı buldum. Şu ödül sezonunda ona da en azından bir adaylık yakışırdı. The Wife, karakter analizi üzerine yoğunlaşan ve güçlü oyuncularının sırtında yükselen çok iyi bir film.

Benim Notum: 8 / 10

FRAGMAN


   

28 Ocak 2019

7. Shoplifters


En son Cannes Film Festivalinde Altın Palmiye kazanan, geçenlerde açıklanan Oscar adaylıklarında da en iyi yabancı film dalında aday olan Shoplifters, Tokyo'nun bir kenar mahallesinde tek göz bir evde yaşayan ve marketlerden hırsızlık yaparak geçinen yoksul bir ailenin hikayesini anlatıyor. Bir gün yine bir arakçılık işinden dönen baba ve oğul sokakta terkedilmiş küçük bir kız çocuğu buluyorlar ve onu evlerine götürüyorlar. Kızın kendi ailesi tarafından şiddet gördüğünü öğrendiklerinde de, onu evde tutmaya karar veriyorlar. Zaten küçük kız Yuri de ailesine dönmek istemiyor, ve teknik olarak düpedüz "çocuk kaçırma" olarak adlandırılabilecek bir olayda, bu mutlu ailenin bir parçası olmaya razı oluyor.

Beş yıl önce Like Father Like Son adlı filmini izlediğim Japon yönetmen Hirokazu Kore-eda, o filmdekine çok benzer bir tema üzerinden ilerliyor ve yine "aile nedir, bir aileyi aile yapan sadece kan bağı mıdır" gibi soruları ortaya atmaya devam ediyor. Kore-eda kendi yazdığı senaryosunda bize ciddi şekilde kusurlu oldukları çok açık ama bir yandan da iyi kalpli karakterler sunuyor. Her şeyin siyah-beyaz olmadığını, toplumun "suç" olarak gördüğü bazı olayların ardında daha derin ve insani hikayeler de olabileceğini gösteriyor. Filmdeki oyuncuların tümünün çok doğal ve anı yaşayan performansları seyircinin de bu duygusal yolculuğa eşlik etmesini sağlıyor.

Benim Notum: 7,5 / 10

24 Ocak 2019

4. Creed II


Üç sene önceki ilk Creed filmini çok sevmiş, hatta o yılki ilk 10 listeme almıştım. Filmin yönetmeni Ryan Coogler da Creed'deki başarısı sayesinde Hollywood'un en aranan isimlerinden biri haline geldi ve Black Panther'ı yönetme işini kaptı. İkinci bir Creed çekileceği haberini aslına bakarsanız biraz endişe ile karşıladım. Aynı koyundan ikinci bir post daha çıkarabilir miyiz telaşıyla yapılmış, içi boş, ucuz bir boks aksiyonu olacak diye korktum. Çok şükür ki öyle olmamış. Creed II, ilk filmin yüksek seviyesine tam olarak ulaşamasa da onun yakınlarında seyrediyor, olabilecek en iyi devam filmi olmayı başarıyor.

Yaşı müsait olanlar 1985 yapımı Rocky IV filmini ve dev Rus boksör Ivan Drago'yu hatırlayacaklardır. İşte o filmde önce Apollo Creed'i (yani bu filmdeki Adonis'in babasını) boks ringinde öldüren, sonra da Rocky'den dayak yiyen Drago, 33 yıl sonra oğluyla birlikte çıkıp geliyor ve organizatörlerin de gazıyla oğlu Viktor ile dövüşmesi için Creed'e meydan okuyor. İlk uzun metraj filmini çeken genç siyahi yönetmen Steven Caple Jr. işin kolayına kaçıp sadece bir intikam hikayesine ve boks karşılaşmalarına odaklanmamış. Tıpkı ilk filmde Ryan Coogler'ın yaptığı gibi karakterlerine duygusal bir derinlik kazandırmayı başarmış. Öyle ki Ivan Drago (Dolph Lundgren) bile Rocky IV filmindeki kartondan kötü adam profilinden sıyrılıp, motivasyonunu anlayabildiğimiz, empati kurabildiğimiz gerçek bir kişiliğe kavuşmuş. İlk filmin duygusal yükünü yaşlı Rocky haliyle Sylvester Stallone çekerken, bu filmde Michael B. Jordan'ın canlandırdığı Adonis karakteri daha ön plana çıkıyor; eşi Bianca ve yeni doğan bebeği ile birlikte dokunaklı sahnelere imza atıyor. Creed 2, iyi kurulmuş hikayesi ile ilkinin gölgesinde kalmayan başarılı bir boks filmi.

Benim Notum: 7,5 / 10

FRAGMAN


23 Ocak 2019

3. Burning



Yönetmen : Chang-dong Lee
Senaryo    : Jungmi Oh, Chang-dong Lee
                    (Haruki Murakami'nin kısa hikayesinden)
Oyuncular: Ah-in Yoo, Steven Yeun, Jong-seo Jun

(Detaylı yorum yakında)

Benim Notum: 8 / 10


FRAGMAN

18 Ocak 2019

Best of 2018


2018'de tam 150 film izledim. Bu 150 film içinde bence en iyilerini sağdaki sütunda görebilir,  "2018'in En İyileri" özel videosunu aşağıdaki linke tıklayarak izleyebilirsiniz.

2019'da da bol sinemalı günler herkese!..

2018'in En İyi Filmleri