2 Haziran 2011

60. Pirates of the Caribbean: On Stranger Tides

Filme geçmeden önce şu 3D meselesi ile ilgili bir çift laf etmek isterim: Önce animasyonlarla başlayan üç boyutlu film çılgınlığı, artık neredeyse tüm büyük prodüksiyonlarda karşımıza çıkıyor. Öyle ki bir gişe filmi 3D değilse şaşıracağız yakında. Burada "gişe" kelimesi önemli, çünkü artık 3D teknolojisi yaratıcılığı besleyen, filmden alınan keyfi arttıran bir araç olmaktan ziyade, bir para tuzağı haline gelmeye başladı (Avatar'ı hariç tutuyorum). Film şirketleri, "gözlük bedeli" adı altında bilet fiyatının üzerine 5 TL daha ekleyip ciroyu arttırıyorlar. Bize de o ağır ve rahatsız gözlükleri 2,5 saat boyunca takıp, karanlık görüntülerle cebelleşmek kalıyor. Arada bir üç boyutlu olmayan sahnelerde gözlükleri çıkarıp perdeye bakın, görüntünün aslında ne kadar parlak ve net olduğunu göreceksiniz. Karayip Korsanları da maalesef bu kötü modaya uymuş. İki sahnede gözümüze uzatılan kılıçlar dışında, üç boyutun filme hiçbir katkısı yok. Tam tersine, iki boyutlu bir gösterimini izlemek filmden alınan keyfi arttırabilir. Ama işte sorun da burada, çünkü AFM, Cinebonus gibi büyük zincirler bize seçme imkanı tanımıyorlar.

Karayip Korsanları'nın bu dördüncü halkası, serinin aşina olduğumuz tüm unsurlarını yeniden perdeye taşıyor. Ancak gerek senaryoda, gerek aksiyon sahnelerinde hiçbir yenilik de yok. Açılıştaki Londra sahneleri eğlenceli, ama denize açılmalarıyla birlikte tansiyon da, filme olan ilgimiz de düşmeye başlıyor. Johnny Depp, ilk üç filmde yapa yapa artık ezberlediği  Jack Sparrow mimiklerini ve el kol hareketlerini aynen bir kez daha tekrarlıyor. Böyle bakınca, bu dördüncü bölüme gerek var mıydı diye sormadan da edemiyor insan. Sorunun cevabı yine yukarıdaki "gişe" kelimesinde saklı. (5) SİNEMADA İZLENDİ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme