13 Ocak 2016

4. Creed

Film boyunca zaten Apollo'nun şortu, Adrian'ın mezarı, Micky'nin spor salonu derken çeşitli Rocky göndermeleri ile helak olmuşuz, hepsinin üstüne bir de son raunda girerken Gonna Fly Now başlamaz mı? Sinemada hemen yanımdaki koltukta benim gibi 45-50'li yaşlarda, yani Rocky jenerasyonundan bir arkadaş oturuyordu. Bill Conti'nin efsanevi tema müziğinin ilk notaları girdiği anda, ikimiz de bir derin soluk alma hareketi yaparak koltuğumuzda doğrulduk.

Yeni Star Wars filmi için hissettiğim duyguları birkaç hafta arayla, bu filmde de yaşadım. Creed bir yandan Rocky efsanesi ile büyümüş olanlara çok güzel bir nostalji yaşatırken, Apollo Creed'in oğlu rolünde yeni kahramanı Michael B.Jordan'ın başarılı oyunculuğu ve 1986 doğumlu yönetmeni Ryan Coogler'ın enerjik ama bir o kadar da olgun yönetimi ile yeni nesiller için de çok sağlam, kendi ayakları üstünde duran, iyi bir film sunuyor. İyi film demişken, eğer Creed'i Rocky serisine dahil edeceksek, 1977'deki ilk filmden bu yana çekilmiş en iyi Rocky filmi olduğunu peşinen söyleyeyim. Tıpkı ilk Rocky'de olduğu gibi bu bir boks filmi değil, ya da sadece bir boks filmi değil. Hayatta tutunacak dalı kalmamış iki insanın birbirleriyle kurdukları ilişkiyi ve zorlukları aşmak için birbirlerinden güç almalarını anlatan oldukça duygusal bir öykü var arka planda. Bu arada boks sahnelerini de sakın yabana atmayalım. Özellikle ilk maç, Creed-Sporino karşılaşması teknik düzeyi ile ağzımızı açık bırakıyor. Yönetmen Coogler baştan sona kesintisiz tek plan olarak çektiği bu beş dakikalık bölümde, kamerasıyla seyirciyi boks ringinin tam ortasına yerleştiriyor ve müthiş bir deneyim yaşatıyor. Ludwig Goransson tarafından yazılan müzik (adamın adına bakar mısınız, zaten "ben besteciyim" diye bağırmıyor mu) bir yandan Bill Conti'nin artık marka olmuş epik müziğinden motifler taşıyor, ama asla onun altında ezilmiyor ve tek başına filmin ana unsurlarından biri olmayı başarıyor. Sinemadan çıktıktan sonra da beynimize çakılıp kalan o güzel film müziği için şuraya tıklayabilirsiniz.

Ve tabii Sylvester Stallone. Artık 70 yaşına giren bu emektar Hollywood yıldızı Rocky karakteri ile öyle bütünleşmiş ki, sanki Amerika'nın Philadelphia şehrinde gerçekten de Rocky Balboa diye yaşlı bir adam yaşıyor, işte bir restoranı var, akşamları tek başına kaldığı evine gidiyor filan diye düşünüyoruz. Kariyeri boyunca kendisine "aksiyon filmlerinin yeteneksiz aktörü" etiketiyle burun kıvrılarak bakılan Stallone, bu filmde sanki tüm o yılların acısını çıkarıyor ve kalbimize dokunan büyük bir performans sergiliyor. Kendi adıma, Adrian'ın mezarı başında ona gazete okuduğu sahneyi dudaklarımı büzerek seyrettiğimi itiraf etmeliyim. Bu satırlar yazılırken Altın Küre'yi aldığı belli olan Sly bu sene eminim ki 40 yıldır beklediği Oscar'ı da kucaklayacak. (sonradan edit: kucaklayamadı yahu!..)

FRAGMAN

Creed (2015) on IMDb


Benim Notum: 8 / 10

    

    


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme