31 Ocak 2023

Ocak Filmleri

 



Yılın ilk ayında izlediğim filmler ve puanlarım:


Aftersun 8,5


M3GAN 7,5

Çatlak 7,5



Babylon 7


Devotion 6,5


White Noise 6,5



Film isimlerinin üstüne tıklayarak, o filmle ilgili detaylara ulaşabilirsiniz.


M3GAN

 



Bir oyuncak şirketinde robotik mühendisi olarak çalışan Gemma, yeğeni Katie yetim kalınca onun velayetini üstlenmek zorunda kalıyor. Ebeyn olmaya pek hazırlıklı olmayan işkolik teyze, Katie'ye arkadaşlık etmesi için işyerinde kendi geliştirdiği yapay zeka ürünü robot Megan'ı eve getiriyor. Başta her şey yolunda gibi gözükürken, Megan'ın görevi fazla ciddiye alması sonucunda ortalık karışıyor. 

Kötü ruhlu oyuncak bebekler denildiğinde akla hemen Chucky ya da Annabelle geliyor ama Megan onlardan biraz farklı. Eğer Netflix'teki Black Mirror dizisini izlediyseniz, Megan'daki hikaye daha çok o dizinin Miley Cyrus'lı bölümünü hatırlatıyor (5.sezon 3.bölüm). Gerard Johnstone'un yönettiği film, yüzeydeki katil robot geriliminin altında sürpriz bir şekilde birçok önemli konuya da değinmeyi ihmal etmiyor. Akila Cooper'ın elinden çıkma senaryo çocukların elektronik bir oyuncağa aşırı bağımlı olduklarında gerçeklikle bağlantılarını nasıl kaybedebildiklerini araştırırken, özellikle büyüme çağında "sosyal temas" dediğimiz şeyin önemini vurguluyor ve gerçek insan ilişkisinin yerini hiçbir şeyin tutmayacağının altını çiziyor.

Tahmin edilebilir hikaye akışına rağmen baştan sona ilgiyle izlenen, yer yer iyi bir mizah duygusu da barındıran başarılı bir dijital çağ gerilimi. Sinemalarda izleyebilirsiniz.

Benim Notum: 7,5 / 10 

26 Ocak 2023

Puss in Boots: The Last Wish




Shrek serisinin karakterlerinden Puss in Boots, ya da bizde yaygın bilinen adı ile Çizmeli Kedi, ilk olarak 2011 yılında kendi macerası ile sinema perdelerine teşrif etmişti. Şimdi ilk filmden 11 yıl sonra yeni bir Çizmeli Kedi masalı karşımızda. Bu kez, oradan oraya koştururken dokuz canından sekizini harcadığını fark eden yaramaz kedimiz, efsanevi son dilek yıldızını bularak canlarını geri getirmek için heyecanlı bir yolculuğa çıkıyor. The Last Wish'in ilk filme göre çok daha iyi olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Birkaç gün önce en iyi animasyon dalında Oscar'a da aday olan film, bir yandan çok eğlenceli olmayı başarırken, sahip olduğumuz hayatın değerini takdir etme konusunda oldukça ciddi mesajlar vermeyi de ihmal etmiyor. DreamWorks stüdyoları sadece animasyon olarak kaliteyi arttırmakla kalmamış, macerayı aynı zamanda şaşırtıcı derecede olgun bir hikayeyle birleştirmiş. Masal deyip geçmeyin, çocuklarla birlikte siz de izleyin.

Puss in Boots: The Last Wish 27 Ocak'ta Türkiye sinemalarında gösterime giriyor.

Benim Notum: 7,5 / 10


 

 

25 Ocak 2023

Aftersun

 



Charlotte Wells'in bu ilk filmi bize tanıdık gelecek mekanlarda geçiyor. Çünkü filmin tamamı Fethiye Ölüdeniz'de çekilmiş. Sophie adlı 30'lu yaşlarındaki bir kadın yirmi yıl önce babasıyla çıktığı Türkiye tatilini hatırlıyor. Titrek amatör video kamera görüntüleri eşliğinde, bir kısmı gerçek, bir kısmı Sophie'nin hayalinde canlandırdığı şekliyle onun çocukluk / ilk gençlik hatıralarına şahitlik ediyoruz. 

Aftersun, seyircisine bütün detayları açık ve net bir şekilde vermeyi tercih etmeyen, başka bir deyişle seyircisini kaşıkla beslemeyen bir film. Bu da bence filmle ilgili yaşadığımız deneyimi daha da değerli hale getiriyor. Sophie'nin babası Calum'da kesinlikle bir problem var, ama Charlotte Wells bunu kalın harflerle ifşa etmek yerine, bizi film boyunca kenara köşeye iliştirdiği ipuçlarını değerlendirmeye davet ediyor. Olağanüstü bir özgüvenle, filminin basit bir kısa öykü gibi doğal bir şekilde ilerlemesine izin veriyor. Bu arada, Sophie ile babası arasındaki kırılgan ilişkiye dair ayrıntılar belleğimizde birikiyor, görüntüler beynimizde bir yankı bırakıyor. Film sona erdiğinde ise geriye dönüp, bazı sahneleri zihnimizde yeniden canlandırıyoruz. Aslında tıpkı Sophie'nin yirmi yıl sonra yaptığını biz de filmi izledikten sonra yapıyoruz. Ve tarifi zor bir hüzün duygusu böğrümüze yerleşip kalıyor.  

Aftersun, üzerinde düşündükçe insanın içinde büyüyen filmlerden. Birkaç gün önce seyretmiş olsaydım kesinlikle "2022'nin En İyileri" listeme girerdi; hem de epey üst sıralardan. Filmi hemen şu anda MUBI platformunda izleyebilirsiniz. Kaçırmayın!    

Benim Notum: 8,5 / 10

24 Ocak 2023

White Noise

 



En son Marriage Story ile pek takdir ettiğimiz yönetmen Noah Baumbach'ın yeni filmi White Noise Netflix'te gösterime girdi. Don DeLillo'nun aynı adlı romanından uyarlanan ve 80'lerde geçen filmde orta sınıf bir Amerikan ailesinin dünyayı tehdit eden kimyasal bir felaket sonrasında aşk ve ölüm gibi kavramların evrensel gizemlerini çözmeye uğraşırken, bir yandan da aile içi çatışmalarla başa çıkma çabalarını izliyoruz. Filmi izlerken "herhalde kitabı daha iyiydi" diye düşünmekten kendimi alamadım.  Adam Driver ve Greta Gerwig gibi yetenekli oyuncular ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Prodüksiyon tasarımı da gayet iyi. Ancak filmin yer yer göz alıcı parçaları bir türlü çalışan bir bütün haline gelemiyor. Kitabın sayfaları arasında ilginç olabilecek cümleler ekranda tuhaf diyaloglara dönüşüyor. Bir Wes Anderson filminden fırlamış gibi görünen karakterlerin entellektüel gevezeliklerine iki saat boyunca katlanmak zorunda kalıyoruz. Öte yandan, filmin en sonunda, son jeneriklerle birlikte ekrana yansıyan harika bir müzikal bölüm var ki, kesinlikle görmelere değer. Eğer filmin tamamını izlemeyecekseniz bile, Netflix'te atlaya atlaya geçip sondaki bu süpermarket sahnesini mutlaka izleyin. 

Benim Notum: 6,5 / 10



23 Ocak 2023

2022'nin En İyi Filmleri

 




Çeşitli ödül törenleri için adayların açıklanmaya başlandığı şu günlerde, ben de kendi en iyiler listemi yayınlayayım. 2022 yılında -bu sitenin ismi ile müsemma- yine tam 150 film izledim. İzlediğim 150 film içerisinden bana göre en iyilerini aşağıda sırasıyla görebilirsiniz. Listenin zirvesindeki Drive My Car 2021 yapımı bir film, ama ülkemizde 28 Ocak 2022 tarihinde gösterime girdi. Dolayısı ile 2021'in en iyileri listesinde Hamaguchi'nin bu başyapıtına yer veremedim, henüz izlememiştim çünkü. Beni son yıllarda en çok etkileyen bir filmin  hak ettiği birinciliği er ya da geç alması gerekiyordu. 

Öyleyse buyrun. Film isimlerinin üstüne tıklayarak, o filmle ilgili detaylara ulaşabilirsiniz.2023'de de bol sinemalı, bol filmli günler herkese.



2. Tár

3. Mass


5. Nope






31 Aralık 2022

Aralık Filmleri

 



Yılın son ayında izlediğim filmler ve puanlarım:





She Said 7,5


The Menu 7,5











Spirited 6


Film isimlerinin üstüne tıklayarak, o filmle ilgili detaylara ulaşabilirsiniz.

...vee 2022'de izlediğim toplam film adedi: 150



27 Aralık 2022

Glass Onion: A Knives Out Mystery

 



2020 yılının başlarında gösterime giren ve pandemiden  hemen önce sinemalarda izleyebilme şansına eriştiğimiz Knives Out o senenin sürpriz başarılarından biriydi. Rian Johnson'ın yazıp yönettiği film Agatha Christie tarzı bir "katil kim" hikayesini yepyeni bir enerjiyle günümüze uyarlarken, çok iyi kurulmuş bir hikaye örgüsü, baştan sona düşmeyen temposu ve harika mizah duygusu ile  gönlümüzde yer etmiş, benim de 2020'nin En İyileri listeme girmişti. 40 milyon dolar bütçeyle çekilen film 310 milyon dolar hasılat yapınca, Netflix hemen kolları sıvadı ve iki adet devam filmi için eserin yayın haklarını satın aldı. İşte o iki devam filminden ilki karşımızda. 

İlk filmde ürkütücü bir malikanede geçen cinayet gizemi bu kez bir Yunan adasına ve bir milyarderin ultra lüks villasına taşınıyor. Tıpkı ilk filmde olduğu gibi çoğu tanıdık isimlerden oluşan kalabalık bir oyuncu kadrosu üzerlerine düşen görevi başarıyla yerine getiriyor. İki hikaye arasındaki tek ortak karakter ve filmin gerçek yıldızı ise şüphesiz unutulmaz güneyli aksanı ile dedektif Benoit Blanc yani Daniel Craig. Glass Onion eğlenceli ve iki saat yirmi dakikalık süresini hissettirmeyen iyi bir film. Ama kendi adıma ilk filmi daha çok sevdiğimi itiraf etmeliyim. İzlemediyseniz önce Knives Out'u izleyin (o da şu anda Netflix'te), sonra Glass Onion ile devam edin.   

Benim Notum: 7 / 10

26 Aralık 2022

Guillermo del Toro's Pinocchio

 


Carlo Collodi'nin 1883 tarihli çocuk kitabının sinemaya ilk uyarlanması 1940 tarihli Disney klasiği ile olmuş. Daha sonraki yıllar  içerisinde canlı karakterlerle çekilmiş başka Pinokyo hikayeleri de var (sonuncusu yine bu sene çıkan Tom Hanks'li versiyonu olmak üzere), ama Guillermo del Toro'nun filmi 1940'tan sonra çekilen ilk animasyon Pinokyo filmi özelliği taşıyor. Del Toro bu yeni Pinokyo yorumunu tasarlarken öykünün ana iskeletine sadık kalsa da, aynı zamanda kaynak materyalden epey uzaklaşmış. Hikaye "gerçek yaşayan bir çocuk" olmanın ne anlama geldiğini yeniden keşfederken, 1930'lar İtalya'sının politik iklimini ve faşizmin etkilerini de anlatıya dahil ediyor. Guillermo Del Toro'nun Pinokyo'sunun görsel açıdan başarısına şüphe yok. Filmin stop motion animasyon estetiği, diğer animasyon projelerde pek görülmeyen bir gerçeklik ve etkileyicilik katmış hikayeye. Zengin ayrıntılara sahip arka planlar, benzersiz karakter tasarımları ve hareketlerin akıcılığı bu animasyon türünün teknolojisinde gelinen son noktayı da gözler önüne seriyor. Yalnız Del Toro keşke filme bir de müzikal bir unsur katmak için çabalamasaymış. Filmdeki anlamsız dokuz adet şarkı filme hiçbir şey katmıyor ve hemen unutuluyor.

Benim Notum: 7 / 10

4 Aralık 2022

The Menu

 



Genç bir çift, ünlü bir şefin hazırladığı özel bir akşam yemeğine katılmak üzere ücra bir adaya gidiyorlar. Seçkin katılımcılar arasında ultra zengin kişiler ve ünlüler de var. Önce normal bir akşam yemeği gibi başlayan gece, şefin menüdeki kişiye özel sürprizleri birer birer ortaya çıkarması ile birlikte davetliler için bir kabusa dönüşüyor. Daha önce Game of Thrones ve Succession dizilerinden hatırladığımız Mark Mylod'un yönettiği The Menu, yemek sanatı üzerinden sınıfsal meselelere dokunduran kara komedi tarzında bir film. Kalabalık kadro içerisinde özellikle şef rolündeki Ralph Fiennes ve Anya Taylor-Joy öne çıkıyor. Filmin sosyal eleştiri boyutu çok derinlikli olmasa da, kurduğu dünya ve sürükleyici konusu izleyiciye pek çok keyifli an vaad ediyor. Keskin diyalogları ve her biri iyi yazılmış karakterleri sayesinde merakla izleniyor.  

Benim Notum: 7,5 / 10

  

30 Kasım 2022

Kasım Filmleri

 



Kasım ayında izlediğim filmler ve puanlarım:
(...bu ay biraz vites yükselttim)


Tár 8

Barbarian 8


Cici 7,5



Causeway 7,5

Till 7

Pearl 7






Terrifier 2 6,5



Amsterdam 6



Film isimlerinin üstüne tıklayarak, o filmle ilgili detaylara ulaşabilirsiniz.

2022'de şu ana kadar izlediğim film adedi: 133







31 Ekim 2022

Ekim Filmleri

 



Ekim ayında izlediğim filmler ve puanlarım:


Vortex 8



Smile 7,5


Bros 7

Athena 7


Hellraiser 6,5

Bullet Train 6,5

Vesper 6,5



Film isimlerinin üstüne tıklayarak, o filmle ilgili detaylara ulaşabilirsiniz.

2022'de şu ana kadar izlediğim film adedi: 114






30 Eylül 2022

Eylül Filmleri

 



Eylül ayında izlediğim filmler ve puanlarım:





Underwater 7,5

Athena 7

Fall 7







Film isimlerinin üstüne tıklayarak, o filmle ilgili detaylara ulaşabilirsiniz.

2022'de izlenen film adedi: 103


31 Ağustos 2022

Ağustos Filmleri

 



Ağustos ayında izlediğim filmler ve puanlarım:


Nope 8

Prey 7,5


Vengeance 7,5


Not Okay 7




Lightyear 6,5




Film isimlerinin üstüne tıklayarak, o filmle ilgili detaylara ulaşabilirsiniz.

2022'de izlenen film adedi: 92


17 Ağustos 2022

Prey



1987 yapımı Predator aksiyon sineması severlerin gönlünde ayrı bir yere sahiptir. Arnold Schwarzenegger'in başını çektiği, tepeden tırnağa silahlarla donanmış bir grup maço paralı askerin bir ormanın derinliklerinde uzaydan gelen bir avcı yaratıkla kapışmalarını anlatan ilk film basit öyküsüne rağmen gerilim ve aksiyonu mükemmel bir şekilde harmanlayan kurgusu ve zekice buluşlarıyla beğenilmişti. Sonrasında binbir çeşit devam filmi geldi, hatta bir ara Predatörümüz Alien'la bile karşılaştı. Ancak devam filmlerinin hiçbiri ilk filmin başarısına ulaşamadı. Ama şimdi elimizde o ilk filmin seviyesine çok yaklaşan bir macera var.

Bir prequel/ön hikaye diyebileceğimiz Prey'de yönetmen Dan Trachtenberg (10 Cloverfield Lane) seriyi en baştaki temellerine döndürüyor. Bundan yaklaşık 300 yıl önce Kuzey Amerika'da Comanche topraklarında geçen öyküde, Predator'ın ultra teknolojik silahlarına ve fiziksel üstünlüğüne rağmen, yerlilerin geleneksel yöntemler ve akıllarını kullanarak bu vahşi avcı ile nasıl savaştıklarını izliyoruz. Başrolde, yerli kızı Naru'yu canlandıran Amber Midthunder filmin en büyük gücü olarak karşımıza çıkıyor. Prey, aksiyon filmlerinde nadir görülen bir meziyeti gerçekleştiriyor ve karakter gelişiminden ödün vermeden adrenalini yükseltmeyi başarıyor. Bu, yıllar sonra doğru yapılmış bir Predator filmi. 

Prey sinemalarda gösterime girmeyecek. Türkiye'de Disney Plus platformu üzerinden izlenebilir.

Benim Notum: 7,5 / 10


31 Temmuz 2022

Temmuz Filmleri

 



Temmuz ayında izlediğim filmler ve puanlarım:



Possessor 7

Watcher 7


The Gray Man 6,5


After Yang 6,5



Film isimlerinin üstüne tıklayarak, o filmle ilgili detaylara ulaşabilirsiniz.

2022'de izlenen film adedi: 80


30 Haziran 2022

Haziran Filmleri

 



Haziran ayında izlediğim filmler ve puanlarım:


Elvis 7,5

RRR 7,5





Hustle 7

The Valet 7



Men 6,5





Film isimlerinin üstüne tıklayarak, o filmle ilgili detaylara ulaşabilirsiniz.

2022'de izlenen film adedi: 72


31 Mayıs 2022

Mayıs Filmleri

 



Mayıs ayında izlediğim filmler ve puanlarım:







The Bad Guys 6,5




Film isimlerinin üstüne tıklayarak, o filmle ilgili detaylara ulaşabilirsiniz.

2022'de izlenen film adedi: 58



Top Gun: Maverick

 



Top Gun Maverick yedinci sanatta nadir rastlanan bir durumu gerçekleştiriyor ve orijinalinden daha iyi bir devam filmi olmayı başarıyor. Joseph Kosinski'nin filmi 36 yıl önceki ilk Top Gun'ı izlemiş olan biz 50 yaş üstü kuşağa bol bol nostaljik duygular yaşatırken, şimdiki gençlerin anne-babaları çocukken vizyona girmiş bir filmi umursamayabileceklerini de akılda tutuyor. 

Her ne kadar popüler kültürde bir kilometre taşı haline gelmiş olsa da, ilk Top Gun'daki hava savaşı sahneleri yeterince iyi çekilmemişti. Yönetmen Kosinski bu eksiği gidermiş. Maverick'teki hava manevraları gerçekten heyecan verici hatta zaman zaman nefes kesici. Kokpit içi kameralar seyirciye gerçek bir "oradaydım" hissi veriyor, bilgisayar efektlerinin mümkün olduğunca az kullanılması kararı da yapaylığı önlüyor, çekimlerdeki sahicilik duygusunu arttırıyor. 

Havadaki it dalaşı sahneleri göz kamaştırıcı olsa da, bu filmde Top Gun hayranlarını duygusal açıdan en çok etkileyecek bölüm hiç şüphesiz Maverick ile Ice Man arasındaki o basit yüz yüze görüşme sahnesi olacak. Aktör Val Kilmer'ın gırtlak kanseriyle gerçek hayattaki mücadelesini Amiral Kazansky'nin hikayesinin üzerine bindiren senaryo ile film bu beş dakikalık bölümde yüreğimize bam telinden dokunmayı başarıyor. Val Kilmer da başarılı kariyerine sağlık sorunları nedeniyle zorunlu olarak veda ederken herhalde bundan daha güzel bir jübile hediyesi düşünemezdi.  

Sonuç olarak Top Gun Maverick bizi 90'ların The Rock, Con Air, Armageddon tarzı eski usül aksiyon filmlerine geri döndüren bir eğlencelik. Evet belki bütün sürprizleri tahmin edilebilir, belki fazlaca klişelere bulanmış ve belki biraz testosteron yüklü  ama itiraf edeyim ki yine de izlemesi keyifli bir macera. Hele ki bir sinemanın büyük perdesinde...

Benim Notum: 7,5 / 10

 

12 Mayıs 2022

Doctor Strange in the Multiverse of Madness



Sam Raimi'nin Marvel sinematik evrenine neler katacağını görmeyi merakla bekliyordum. 1980'lerde şimdi artık bir kült haline gelmiş korku klasiği The Evil Dead filmini çeken, 2000'lerde ise yönettiği Tobey Maguire’lı Spider-Man üçlemesi ile Marvel çizgi roman dünyasına ilk adımını atan (o zamanlar MCU yoktu) bu kendine has usta yönetmen neredeyse 10 yıllık bir aranın ardından sinemaya Doctor Strange ile geri dönüyor. Multiverse of Madness artılarının yanı sıra eksikleri de olan bir film. Önce artılar diyelim:

Bir kere bu kesinlikle bir Sam Raimi filmi. Raimi kullandığı renk paletiyle, tuhaf kamera açılarıyla, enerjisiyle, bir korku filmini aratmayan sahneleriyle ve elbette zombileriyle filme kendi damgasını vurmayı başarıyor. Yakın zamandan bir örnek vermek gerekirse, düşük bütçeli filmlerdeki başarıları sonrasında Marvel stüdyoları tarafından istihdam edilen Oscarlı yönetmen Chloe Zhao (Nomadland) Eternals'ın harala gürelesi içinde kaybolup gitmişti. Burada ise öyle olmuyor. Yönetmen Sam Raimi, hikâyenin paralel evrenler arasında geçmesini eğlenceli hale getirmeyi başarıyor. Her evreni kendi estetiği ve grafik diliyle kuruyor. Filmin gerçeküstü olaylar, sihirler büyüler ile dolu fantastik dünyası da yönetmenin görsel yeteneğini sergilemesi için bir fırsat yaratıyor.

Görsel olarak filmin güçlü yanları inkar edilemez. Öte yandan, film senaryo anlamında yer yer tökezliyor. Yukarıda Sam Raimi'nin tarz olarak filme damgasını vurduğunu söyledim ama iş olay örgüsüne geldiğinde yönetmen stüdyo yöneticilerinin "hikayeye şunu da ekleyelim, bunu da ekleyelim" direktiflerine sanki pek direnememiş gibi. İlgi çekici bir açılışın ardından, filmin ortalarına denk düşen bir yerlerde yaklaşık yarım saatlik bir bölüm var. Farklı çizgi roman hikayelerinden kahramanların bir görünüp bir kaybolduğu, birçok sürpriz yumurta içeren bu bölüm hemen sadece Marvel fanlarına "aa bak o da varmış" dedirtmek için hikayeye monte edilmiş gibi görünüyor. O bölümü filmden çıkarın, filmin ana öyküsünde hiçbir eksiklik hissedilmez. Birkaç ay önce izlediğimiz ve benim bayıldığım Spider-Man No Way Home'da da birçok nostaljik sürpriz vardı ama oradaki fan servisi bir amaca hizmet ediyor, filmin anlatmak istediği hikayeye katkıda bulunuyordu. Burada ise sanki Sam Raimi filmini çekip teslim ettikten sonra Marvel yöneticileri "üstad, seyircimiz bizden sürpriz bekler, şimdi şuraya şöyle bir bölüm ekleyelim" demiş gibiler. 

Neyse ki, üçüncü perdede Raimi yine ustalığını konuşturuyor ve o çok farklı vizyonu ile filmi kurtarmayı başarıyor. Bu bölümde notaların birer silah olarak kullanıldığı bir müzikal kapışma sahnesi gibi müthiş yaratıcı buluşlar filmden alınan keyfi arttırıyor. Doctor Strange in the Multiverse of Madness kötü bir film değil, baştan sona sıkılmadan izledim. Ama bir gün bu filmin Director's Cut versiyonu çıkarsa, onun bu önümüzdeki üründen çok daha iyi olacağından da eminim.   

Benim Notum: 7 / 10
 

 

30 Nisan 2022

Nisan Filmleri

 



Nisan ayında izlediğim filmler ve puanlarım:


The Northman 7,5

X  7


Marry Me 7

Ambulance 6,5



Uncharted 6


Film isimlerinin üstüne tıklayarak, o filmle ilgili detaylara ulaşabilirsiniz.

2022'de izlenen film adedi: 50




The Northman

 


Daha önce The Witch ve The Lighthouse gibi filmlerde kendine özgü görsel tarzı ile dikkatleri çeken yönetmen Robert Eggers, bu kez bir İskandinav efsanesinden uyarlanan The Northman ile karşımızda. Hayatını, babasını öldürüp annesiyle evlenen amcasından intikam almaya adamış Prens Amleth'in hikayesini anlatan bu efsane aynı zamanda Shakespeare'in Hamlet'ine de ilham kaynağı olmuş (Amleth => Hamlet). Elbette bu tragedyanın Shakespeare versiyonunda bol bol konuşma varken, Eggers filminde diyaloglara çok az yer verip anlatıyı görseller üzerinden kurguluyor.

Daha önce The Witch ya da The Lighthouse'u izlediyseniz, The Northman'in de aynı yönetmenin elinden çıktığını anlamak çok zor olmayacaktır. Prodüksiyona akıtılan milyon dolarlar Eggers'in kendine özgü vizyonunu bozmamış. Film karanlık, tuhaf ve de yer yer rahatsız edici derecede şiddet yüklü. Görüntü yönetmeni Jarin Blaschke'nin derin gölgeler ve titreyen alevler içinden süzülüp gelen sinematografisi filmdeki tedirginlik ve huzursuzluk duygusunu besliyor. Tüm aykırılıklarına rağmen, Robert Eggers'in üç filmi içerisinde en çok beğendiğim The Northman oldu. Elbette bir Conan ya da bir Gladiator izleyeceğiz diye sinemaya gidenler büyük hayal kırıklığına uğrarlar, çünkü bu bol aksiyonlu, bol savaşlı klişe bir kahramanlık öyküsü değil. The Northman kuzeyin soğuğunu ve çetin yaşam koşullarını adeta içimizde hissettiğimiz kasvetli, şiddet dolu bir dünya getiriyor karşımıza. Eggers'in filmi bir halüsinasyonu andıran sahneler eşliğinde şiddetin nasıl şiddeti doğurduğuna dair destansı bir inceleme sunuyor. Sabit fikirli bir nefret ve intikama adanan bir hayatın nasıl rahatsız edici gerçeklere yol açabileceğini anlatıyor. Hassas ruhlara göre değil, biraz hazmı zor ama kesinlikle özgün, akılda kalıcı ve etkileyici bir deneyim.

Benim Notum: 7,5 / 10