17 Ağustos 2017

Atomic Blonde

1989 yılında Berlin'de, doğu ile batıyı ayıran meşhur duvar yıkılmadan hemen önce yaşanan bir casusluk hikayesini anlatan Atomic Blonde, John Wick'te ortak yönetmen olarak çalışan, eski dublör  David Leitch tarafından çekilmiş. Vurduğunu deviren yaman bir İngiliz ajanını canlandıran Charlize Theron'un başrolde olduğu film en baştan beri bir "dişi John Wick" (ya da esprili söylemiyle "Jane Wick") olarak pazarlanmıştı. Ama bence pek öyle değil. Film John Wick tarzı dakika başına sekiz kişinin öldüğü bir pür aksiyon yerine, daha çok bir soğuk savaş dönemi entrikası şeklinde ilerliyor. Hakkını yemeyelim, aradaki birkaç dövüş sahnesi gerçekten çok iyi çekilmiş. Hele Berlin'in sokaklarında başlayıp, eski bir apartmanın merdivenlerinde devam eden, sonrasında ise yine sokaktaki araba takip sahnesiyle sonlanan yaklaşık 10 dakikalık tek plan çekim filmin zirvesini oluşturuyor. Bu sekansta, kavga edenlerle kameramanın sürekli yer değiştirmesi muhteşem bir efekt yaratmış. Kendinizi bir köşeden izliyor gibi değil de kavganın sürekli içinde gibi hissediyorsunuz.

Ne yazık ki, aksiyonun bitip karanlık koridorlarda "acaba çift taraflı casus kim” sorusunun peşinden koşulduğu entrikalı bölümlerde film aynı parlak düzeyi yakalayamıyor. Hikaye fazla karışık ve yeterince merak uyanırıcı değil; kopuk kopuk ilerleyen senaryo daha önce klasik casus hikayelerinde yüz kere gördüğümüz "çalınan ajan listesi" konusunu yeniden ısıtıp önümüze koyuyor. Sondaki plot twist ise inandırıcılıktan çok uzak. Yine de Charlize Theron'un karizmatik performansı ve yukarıda bahsettiğim o 10 dakikalık nefes kesen tek plan için izlenecek bir film. Bu casus öyküsü büyük olasılıkla Jason Bourne tarzı bir seriye dönüşecek ve içimden bir ses Atomic Blonde 2'nin daha iyi olacağını söylüyor.

Bu yorumun YouTube videosu

FRAGMAN

Atomic Blonde (2017) on IMDb

Benim Notum: 7 / 10


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme