22 Şubat 2011

24. The King's Speech

İlginç bir tesadüf, bu senenin en iyi film Oscar'ı için yarışan en güçlü iki aday film "konuşma" konusunda tezat bir tablo oluşturuyorlar: The Social Network'teki makine gibi konuşan Mark Zuckerberg'e karşılık, The King's Speech temel problemi konuşamamak olan bir adamın hikayesini anlatıyor. Üstelik de o adam o tarihlerde dünya topraklarının dörtte birine hükmeden bir imparatorluğun kralı. Krallığı hiç istemediği halde, abisinin gönül işleri nedeniyle "sıradaki kişi" olarak mecburen tahta çıkan kekeme VI.George rolünde Colin Firth bu senenin kesinlikle en iyi oyunculuk performansını sergiliyor. Zaten alınacak ne kadar ödül varsa aldı, geriye bir tek Oscar kaldı; onu da alacaktır. Bazı filmlerin fragmanları filmin başarısını tam olarak yansıtmıyor, The King's Speech'in fragmanını izlediğimde bana hiç çekici gelmemişti, "katlanacağız artık" diyerek sinemaya gittim. Ama işte o iki dakikalık fragmanlarda oyuncuların bir filmi nasıl alıp götürdüğünü farkedemiyorsunuz. Colin Firth ve Geoffrey Rush iki saat boyunca karşılıklı döktürüyorlar ve son yılların en iyi beyazperde ikilisi olmayı başarıyorlar. Tom Hooper'ın dönemi çok iyi yansıtan set yönetimi ve İngiliz mizahının o tek cümlelik ince esprileri ile dolu senaryo filmden alınan lezzeti arttırıyor.(8) SİNEMADA İZLENDİ


Not: Film Amerika'da 17 yaşından küçüklere yasaklanmış; nedeni filmin içinde çok fazla "fuck" kelimesinin geçmesiymiş. Bu çok komik! Çünkü filmin sadece bir sahnesinde -o da konuşma terapisi kapsamında- kralımız arka arkaya 7-8  kere bu kelimeyi kullanıyor. Onun dışında hiçbir şiddet ya da cinsellik yok. İlk defa bizim film değerlendirme kurulu doğru bir iş yapmış  ve filme "genel izleyici kitlesi" onayı vermiş. Kesinlikle katılıyorum: Çocuklar ve gençler bu filmi rahatlıkla görebilirler, hatta görmeleri iyi olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme