27 Ekim 2018

93. Sorry to Bother You

Bir telefonla pazarlama şirketinde işe başlayan siyahi genç Cassius Green, bireysel davranıp kariyer basamaklarını tırmanmakla, düzene karşı çıkıp bir isyana liderlik etmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalıyor. İlk filmini çeken Boots Riley'nin yönettiği filmin daha önce gördüklerinizden çok farklı olduğu kesin. Riley hem sahne geçişleri, hem de görsel tarz olarak pek alışılmamış bir yöntem izliyor. Örneğin çağrı merkezindeki Cassius bir müşteriye telefonla bağlandığında, birden yer yarılıyor ve masası konuştuğu müşterinin mutfağına düşüyor. Ya da ekrandaki oyuncu durup dururken yan tarafa doğru dönüp "o patatesin hepsini bitirecek misin" diyor ama yanında kimse yok; bir saniye sonra mekan değişiyor ve bu cümlenin restoranda geçen bir sonraki sahneye ait olduğunu anlıyoruz. Aynı zamanda senaryoyu da yazan Boots Riley delice bir kurgu eşliğinde kapitalizm, ahlak, iktidar, yolsuzluk, ekonomi ve çalışma hayatı gibi pek çok konuya değinmeye çalışıyor ama bunların tamamında başarıya ulaştığı söylenemez. Örneğin, "beyaz ses tonuyla konuşan zenci" esprisi o kadar uzun sürdürülüyor ki, bir süre sonra sinir bozucu bir hal alıyor. Sonda yarı insan - yarı at yaratıkların ortaya çıktığı o tuhaf bölüm ise Robert Rodriguez'in "From Dusk Till Dawn"unu hatırlatan "WTF!.." anları içeriyor. Filmin hem tematik bakımdan hem de anlatım stili olarak çok orjinal olduğunu kabul etmekle birlikte, Boots Riley'nin absürd tarzının benim zevkime çok hitap etmediğini söyleyebilirim. Bende daha çok bir öğrenci filmi etkisi yarattı.

Benim Notum: 6 / 10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme