19 Aralık 2011

120. Insidious

Insidious, daha bismillah demeden açılıştaki jeneriğiyle birlikte sizi tedirgin etmeye başlıyor. Klasik korku filmlerinin tüm o bildik öğeleri, eski bir ev, evin karanlık koridorlarında dolaşan gelinlik giymiş yaşlı kadınlar, soluk yüzlü çocuklar asap bozucu bir müzik eşliğinde önce bir resmi geçit yapıyorlar. Sonrasında tüm perdeyi kaplayan Insidious yazısıyla birlikte 70'li 80'li yılların korku filmlerine doğru bir yolculuğa çıkacağımızı anlıyoruz. Son dönem Hollywood korkularının aksine, kandan şiddetten ve efektlerden uzak durmayı tercih eden eski usul bir "perili ev" öyküsü Insidious. Hızlı bir kurgusu yok, ama ekranın köşesinde, bir koridorun sonunda gördüğünüz bir gölge sizi gerim gerim germeye yetiyor. İkinci yarıda,  ruhların "aslında ne olduğu"nun açıklamasına girişilmesi ile birlikte, ne yazık ki filmin ilk yarıda yakaladığı o müthiş ürkütücü atmosfer de etkisini yitiriyor. Hele o iki Ghostbuster'ın kadroya dahil olduğu sahnelerle yönetmen sanki "şöyle bir gevşeyelim, rahatlayalım" demiş. Sonlardaki tökezlemeye rağmen, amacınız sıkı bir korku filmi izlemekse beklentiyi fazlasıyla karşılayacak bir yapım. Ben yine de, gece yarısı evde tek başınıza izlemenizi tavsiye etmem. Gece çişe kalkamazsınız, tecrübeyle sabittir. (7)   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme