13 Haziran 2014
18 Mayıs 2014
Panzehir
Bu haftasonu Türk sinemasının başarılı örnekleriyle beni şaşırttığı bir haftasonu oldu. Bir gün arayla İtirazım Var ve Panzehir'i izledim. İtirazım Var kadar özgün bir yapım olmasa da Panzehir de ulaştığı teknik seviyeyle göz dolduran iyi bir aksiyon sineması örneği. Evet özgün değil, Panzehir'i izlerken Quentin Tarantino filmlerinden Güney Kore sinemasına, Sin City'den Oldboy'a birçok başka film gözlerinizin önünden geçiyor (çok film görmüş olmanın getirdiği bir defekt belki de...). Ama olsun, yönetmen Alper Çağlar hiç olmazsa bu esinlenmeyi çok düzgün yapıyor. Panzehir belki de şimdiye kadar Türk sinemasında ilk defa "çizgi roman estetiği" dediğimiz şeyi başarıyla perdeye yansıtan bir proje.
FRAGMAN

FRAGMAN

Benim Notum: 7,5 / 10
16 Mayıs 2014
İtirazım Var
Biliyorum şu yandaki afiş sıradan bir Türk filmi izlenimi veriyor, ama Onur Ünlü'nün İtirazım Var'ı kesinlikle sıradan bir film değil. Çok iyi yazılmış, Sherlock Holmes tadında bir senaryo, başta dedektif imam Selman Bulut olmak üzere çok ilginç karakterler ve 110 dakika boyunca ilgiyi sürekli ayakta tutmayı başaran nefis bir polisiye. Türk sineması adına güzelliklerle dolu, zeka seviyesi oldukça yüksek, yüz akı bir iş. İzleyin, izlettirin efendim.
FRAGMAN

FRAGMAN

Benim Notum: 8 / 10
13 Mayıs 2014
9 Mayıs 2014
30 Nisan 2014
29 Nisan 2014
25 Nisan 2014
Philomena
1952'nin yoğun katolik İrlanda'sında, evlilik dışı bir hamilelik sonrasında bir manastıra kapatılan, oğlu da zorla kendisinden alınıp Amerikalı bir aileye evlatlık verilen Philomena Lee'nin 50 yıl sonra oğlunun izini sürmesinin gerçekten yaşanmış hikayesi. Alaycı gazeteci rolünde Steve Coogan ile Judi Dench arasındaki müthiş kimya, bu yürek burkan hikayeye sıcak bir mizah duygusu ve canlılık getiriyor. Philomena her yaştan "yetişkin" sinemasevere, izleyeni derinden etkileyen bir dram sunuyor.
FRAGMAN

FRAGMAN

Benim Notum: 8 / 10
23 Nisan 2014
The Grand Budapest Hotel
Yönetmen Wes Anderson'ın farklı tarzını beğenenler çok. Bu kadar ünlü ismin onun filminde yer almak için can atması o yüzden. Eğer Rushmore, The Royal Tennenbaums veya Moonrise Kingdom'ı sevdiyseniz bu filmi de seversiniz. Ben ise Wes Anderson'ın bu aşırı stilize tarzını tuhaf ve sıkıcı bulanlardanım.
FRAGMAN

FRAGMAN

Benim Notum: 5 / 10
22 Nisan 2014
1 Nisan 2014
26 Mart 2014
21 Mart 2014
20 Mart 2014
19 Mart 2014
18 Şubat 2014
Saving Mr.Banks
1964 Disney yapımı Mary Poppins sinema tarihinin klasiklerinden biridir. Filmi görmemiş olsanız bile, elinde şemsiyesi ile uçarak gelen dadı Mary Poppins figürü bir yerlerden tanıdık gelecektir mutlaka. İşte Saving Mr.Banks, o Mary Poppins filminin ortaya çıkış sürecini ve kamera arkasını ele alıyor. Walt Disney'in filmi yapabilmesi için orijinal romanın yazarı P.L. Travers’dan izin alması gerekmektedir. Uzun ısrarlardan sonra bu aksi İngiliz kadın projeyi görüşmek için Londra’dan Hollywood’a gelir. Fakat kendi geçmişi ile ilgili henüz çözümlenmemiş bazı hesaplaşmaları vardır. California’da kaldığı süre boyunca Avusturalya’da geçen çocukluğunun acılarını anımsar. Saving Mr.Banks aslında birbirinin içine geçmiş iki farklı film gibi okunabilir. Bir yandan geleneksel kalıplarından çıkamayan 60 yaşındaki bir İngiliz kadının Amerika'da yol açtığı komiklikler, bir yandan ise Avustralya'daki çocukluk yılları ile ilgili son derece dokunaklı bir melodram. Yönetmen John Lee Hancock (The Blind Side) bu iki farklı dönemi ve iki farklı duyguyu başarıyla harmanlarken, bize eğlenceli, etkileyici ve başta Emma Thompson çok iyi performanslarla bezeli "bir kaşık şeker (a spoonful of sugar)" armağan ediyor.
FRAGMAN

FRAGMAN

Benim Notum: 8 / 10
13 Şubat 2014
7 Şubat 2014
3 Şubat 2014
31 Ocak 2014
30 Ocak 2014
29 Ocak 2014
28 Ocak 2014
23 Ocak 2014
22 Ocak 2014
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























